‘Yanıtı bana verme, bırakın ben vereyim’

‘Yaratıcı bir Çocuk’

‘EÄŸitim, öğretmenlerin çocuklara sözcüklerle anlattıklarıyla deÄŸil, çocukların fiziksel ve sosyal çevrede geçirdikleri yaÅŸantılarla gerçekleÅŸir.’Maria Montessori

Günümüzde çocukların, bir yandan yaÅŸadığımız çağın güçlükleriyle bireysel olarak baÅŸa çıkabilmeleri, diÄŸer yandan da yaÅŸadıkları toplumun varlığını sürdürebilmesinde yeni itici güç olmaları isteniyorsa, verilen eÄŸitimin onlardaki yaratıcılık, kendine güven, inisiyatif alma, bağımsız düşünme özdenetim ve sorun çözme potansiyellerini geliÅŸtirmeleri gerekmektedir. Hızla deÄŸiÅŸen ve hem ulusal hem de uluslararası düzeyde rekabetin, sertleÅŸtiÄŸi dünyamızda ayakta kalabilmek, insan belleÄŸine daha çok ezbere dayanan bilgi depolanması ile deÄŸil, sözü edilen niteliklere sahip olunmasına baÄŸlıdır. Bu niteliklerin çocuk ve gençlere kazandırılması içinse; anlatmak, dikte etmek gibi geleneksel eÄŸitim yöntemlerinden çok, ‘Sosyal ve fiziksel doÄŸal çevrelerde yaÅŸayarak öğrenme’ tekniklerinden biri, eÄŸitici drama ya da tiyatro ve oyun tekniÄŸi ile öğrenim- bilinen adıyla Yaratıcı Drama- tekniÄŸidir.

Giderek yaygınlaşan bilim ve teknolojik alan ve olanaklar; bilgiye ulaşmanın yollarını sonuna kadar açarken, yine bilgi iletişim araçlarının gelişkinliği ile de bilgi yükleme/taşıma olanağını kolaylaştırmıştır. Fakat bu pozitif durum, kendi içinde birden çok sorunu da taşımaktadır. Bu sorunlardan biri insan merkezli bilgi dolaşımının giderek zayıflaması, insanı giderek gereksiz bir varlık haline getirmesi gibi olumsuz bir durumdur. Bunun önüne geçilmesi için bilgi ve öğrenme süreçlerinin mekanik biçimlerle değil, açık katılımcı ifade etme alanlarının oluşturması gibi bir dizi çalışmanın yapılması gerekir. Bir bakıma mümkün olduğunca esnek kendini var etme olanağı sunan yarışmacı değil, yaratıcı özgür ortamların oluşturulması gerekir. Hele bu durum çocukların yetişme süreçlerinde ivedi olarak devreye sokulmalıdır.

Cansız, ruhsuz, pasif ve giderek kendi ebeveynlerinin yerini alma rekabeti içine sokulan çocuklar (bireyler) istemiyorsak; etkin ve yaratıcı ortamlarda kendi ilgi alanını keşfedecek, keşfederken çevresini ailelerini ve yaşadığı ülkeyi ve dünyayı önyargısız algılayan, anlayan ve daha insanca bir dünya için kendini yetiştiren bireyler için özellikle ilköğretimde, çocuklar ve çocuklar için yaratıcı özgür ortam ve olanakların oluşturması gerekir. Bu ortam ve olanaklar, sadece çocuklarla değil, öğretmeni ve ailelerini de kapsayarak gelişmeli ve örülmelidir. Bunun için yaygın ve etkin uzun soluklu özgür katılımın, ifade olanaklarının oluşturulması gerekir.

Burada önerdiÄŸim ya da tartışmak istediÄŸim; içinde bulunduÄŸumuz eÄŸitim ortamının ana öznesi olan çocukların durumunu açığa çıkarmak, iyileÅŸtirmek ve geliÅŸimine katkı sunacak yöntem ve tekniklerden biri olan ‘Drama ve Oyun TekniÄŸi ile Öğrenim’in kendisi ve neden önerildiÄŸidir.

Günümüz dünyası ve Türkiye’si önemli geliÅŸmeler yaÅŸamaktadır. Yaratıcı ‘Drama çalışmasının uygulanabilir olmasının önemini artıran bu geliÅŸmelerin baÅŸlıcaları ÅŸunlardır.

· İç göç ve sorunları
· Rekabetin artması
· Çekirdek ailenin artması
· Çalışan anneler.
· Boşanmaların artması
· Televizyon ve bilgisayarın etkileri
· Risk altındaki çocuklar
· Yaratıcı öğrenme ortamlarının zayıflığı

Bu ve buna benzer gelişmeler, daha ayrıntılı olarak açığa çıkarılabilir ve incelenebilir. Bu gelişmeler için Drama ve Oyun Tekniğinden yararlanılarak, bu gelişmelerin çocuk ve üzerindeki etkilerinin asgariye indirilip, çocukta potansiyel olarak bulunan yaratıcı gücü özgür hale getirip, açığa çıkarıp geliştirilebilir. Bu çalışma ile açığa çıkarılacak olumluluklar şunlardır;

· Zihinsel kapasiteyi geliştirme
· Çocukta Yaratıcılığı ve Hayal Gücünü geliştirme.
· Kendilik kavramının gelişmesine katkı
· Bağımsız Düşünme ve Karar Verme
· Duyguların farkına varılması ve ifade edilmesi
· İletişim becerilerine olumlu katkı
· Sosyal farkındalığın artması ve problem çözme yeteneğinin gelişmesi
· Demokrasi Eğitimine destek
· Grup içi süreçlere olumlu katkılar
· Öğretmenle çocuklar arasında olumlu ilişkilere katkı.
· Genel öğrenci öğrenim performansına olumlu katkı.

Özel niteliklere sahip çocukların (zihinsel engelli, bedensel engelli, duygusal bozukluÄŸu olan çocuklar, hiperaktif, hiperpasif, ÅŸiddete dönük, algı ve öğrenme güçlüğü çekme, duyarsızlık, umursamazlık, yalnızlık… vs) ‘ eÄŸitilmesine katkı…

Günümüz dünyasında çocukların hatta yetiÅŸkinlerin de içinde bulunduÄŸu olumsuz geliÅŸmelerin etkilerini, hiç olmazsa tüm masumiyeti ile çocukların üzerinde arındırmak olarak düşünülen ‘Yaratıcı Drama-Oyun’ ortamları, asıl olarak bireyin bütüncü bir yaklaşımla eÄŸitilmesini öngörmektedir. Bu öngörü, yine asıl olarak çocukken baÅŸlayan öğretmenini ve ailesini giderek tüm bir çevreyi de kapsamayı içermektedir. Yine bir anlam ile çocuÄŸun kendini geri istemesi, kendine dönmesi oyunun büyüsünü yakalarken kendini ve çevresini fark etmesi ve kiÅŸilik çeperlerinin temellendirilmiÅŸ olarak, toplumsal hayata etkin ve sorumlu olarak katılmasına yardımcı olmasını içermektedir.

Belki, çocuk evine uzun yoldan dönecektir ama kırılmış, yıkılmış, paramparça dönmeyecektir. Sorunlarla yüklenmiş, benliklerini arındırmış, kendi sorularını oluşturmaya başlamış, kendi cevabını ikinci sayfayı yırtarak ya da ikinci sayfadan kopyalamadan vermeyi bilme isteği ve istenci olan çocuk olacaktır.

Bütün bu söylenenler için hareket noktamız oyundur. Bugün yapacak hiçbir ÅŸeyimiz olmadığında, bize yapacak bir ÅŸey sunan saÄŸlayan oyunlardır. Biz oyunlara ‘oyalanma’ deriz ve onları yaÅŸamımızda boÅŸlukları dolduran önemsiz ÅŸeyler gibi görürüz. Ama onlar çok daha önemlidir. Oyun geleceÄŸin ipuçlarıdır. Ve belki de bir güzellik ve gelecek oluÅŸumuna dönük olan ÅŸey, onların ciddi olarak geliÅŸtirilmelerine, gerçekleÅŸtirilmelerine baÄŸlıdır.

Hayatın ve bizlerin zaten çok ÅŸey talep ettiÄŸi çocuklara, kendilerinden istenilen bu taleplerin ciddiliÄŸini, gerçek öğrenim ortamlarını yaratarak aktarabiliriz diye düşünüyoruz. Hiç olmazsa buna hazırlanmaları için, kendilerini hazırlamalarına olanak sunalım. Her ÅŸeyden önce çocuÄŸun oyun, oyunun da çocuk olduÄŸunu unutmadan…

Öğretenin öğrenmesi

Eğer okullarda Tiyatro/Drama kökenli öğretmen kadrosu yoksa-ki yok- bu konu da duyarlı gönüllü öğretmenlerin, bu alan üzerinde etkinliklerinin ölçülebilmesi için olan bilgisine ulaşmaları sağlanmalıdır.

Drama’nın amaçları ve tekniÄŸi, konusunda kuramsal bilgilerin verilmesi.

Kendini serbest bırakmayı öğrenme alıştırmaları yapılarak, duygularının farkına varma duygularını ifade edebilmesi rahat ve doğal kişilik kazanması yardımcı olunmalıdır. İyi bir drama öğretmeninin, önce kendini özgürleştirmesi gerekir. Drama süreci içinde olan öğretmenin, asgari düzeyde çocukları oldukları gibi kabul etme, onların önerilerini kabul edebilme-hiç olmazsa dinleme ve daha çok yol gösterme çabası içinde olması gerekir.

Bunu asla bir görev icabı ve boş vakit geçirme düşüncesi üzerinden kurgulamamalıdır.

Öğretmenlik yapacak kiÅŸilerin, uzun bir sürece yayılan pratik çalışmaya katılmalarını saÄŸlayacak önericidir. Hem uygulanması, hem de uygulanma anının kendi ruhsal kiÅŸilik üzerindeki etkilerini çözümleme –yetisine geçmelidir.

Öğretmenler grubu oluÅŸturularak kendi aralarında durama etkinlikleri uygulanmalıdır. Gönüllü öğretmenlerden oluÅŸan bu ekip ‘kendi çocukluklarını tekrar yayınlamalarının önemi büyüktür.

‘Çocuk-Aile Bağıntısı’

Hepimiz biliyoruz ki ilköğretime gelmeden önce 0–6 yaÅŸ çocuÄŸun, sosyal varlık olarak, kendini ve çevresini tanımaya baÅŸladığı, hatta kiÅŸiliklerinin temellerinin bu süre içinde atıldığını biliyoruz. İnsanın kendisi deÄŸil, daha çok öncelikle yaÅŸadığı çevre ve ilk önce de aileleri belirler. Yüz yüze olduÄŸumuz çocukların, gerçek bir kiÅŸiliÄŸe ulaÅŸmalarını kendi ilgi alanını oluÅŸturmalarına yardımcı olma ve yukarıda sözü edilen daha birçok önemli olgu ve bulguları saptama, yöneliÅŸleri belirleme, etkin yaratıcı bireyler olma iddiasını gerçekleÅŸtirmek için, mutlaka ailesinin sosyo ekonomik kültürel yaÅŸantısını bilmek öğrenmek ve bu bilgilerin üzerinden çocukla daha doÄŸru baÄŸlar oluÅŸturmak gerekir.

Yine bu bakış açısı ile ana-baba ve diğerlerinin de topluma daha etkin katılımlarının sağlanması da söz konusudur.
Drama uygulamalarının, ona yönelişlerinden birisi de budur, bu olmalıdır.
Oyunla kalın
Zaman varken…